Anne Gerbaud, Yeni Signature Origins Serimizle Çikolatanın Kökenlerine ve Çocukluk Anılarına Yolculuk Ediyor
- Veliche
Anne Gerbaud: Yeni Signature Origins Çikolatalarımızla Çocukluk Tatlarına Yolculuk
29 yaşındaki Anne Gerbaud, pastacılığın özgür ruhu. Prestijli mutfaklarda basamakları hızla tırmanarak şef olmayı başarmış ve şimdi kendi işletmesini açmaya hazırlanıyor.
Bugün, onun hikâyesini ve tutkusunu bizimle paylaşıyor.
Tıpkı kendisi gibi, bu röportaj da tatlı ve samimi.
1 – Mesleki geçmişini bizimle paylaşır mısın?
Ağırlama ve mutfak alanında yüksekokul eğitimimi tamamladım. Eğitim sürecinde, Michelin yıldızlı restoranlarda mutfak ve pastacılık stajları yaptım.
Bu dönemde gurme pastacılık dünyasını gerçekten keşfettim.
Sonrasında Rennes’de (Brittany) bir restoranda tatlılar üzerine ileri seviye eğitim aldım.
Burada tanıştığım tutkulu bir şef, bu mesleğe gönül vermemi sağladı.
Bir yılın ardından, Normandiya’daki Granville’e giderek çikolata ve dondurma üretimi üzerine çalıştım.
25 yaşımda Paris’teki Shangri-La Hotel’e katıldım ve burada dört yıl boyunca pastacılık şefi Michael Bartocetti ile çalışma fırsatı buldum.
Onun sayesinde mutfaktaki her pozisyonu deneyimledim.
Sonrasında Michelin yıldızlı Loiseau Rive Gauche restoranına geçerek pastacılık şefi olarak görev aldım.
2 – Pastacılığa nasıl âşık oldun?
6 yaşındayken doğum günü pastaları yapmayı çok istiyordum.
Annem bana bir çocuklar için yemek kitabı aldı, büyükannem de bana küçük bir önlük dikti.
O günden beri bu tutkuyu içimde büyüttüm — ve hâlâ çocukluğumdan beri pasta yapıyorum.
3 – Evde bu pastaları en çok kim severdi?
Bizim evde pastacılık kadınların hikâyesiydi.
Tatlıya düşkünlüğümüz annem, kız kardeşim, büyükannem ve bende ortaktı.
4 – Tatlılar genellikle çocukluk anılarıyla ilişkilidir. Senin için özel bir tatlı hikâyesi var mı?
Büyükannemle birçok güzel anım var.
Bahçesinde çilek ve ahududu yetiştirir, onlarla turtalar yapardı.
Bu anılar benim için çok değerli.
Bugün doğaya saygılı, çevre dostu bir pastacılık anlayışıyla çalışmamın nedeni de bu.
Mevsiminde, tutkulu üreticilerden alınan kaliteli ürünlerle çalışmak, o anıları onurlandırmanın en güzel yolu.
5 – Şu anda bir restoranda mı çalışıyorsun? Gelecek planların neler?
Loiseau Rive Gauche’taki iki yılın ardından görevimden ayrıldım.
Şimdi tamamen kendi pastanemi açma hayalime odaklanıyorum.
Bu pastane, benim vizyonumu yansıtmalı.
Ayrıca Brittany bölgesinde olmasını istiyorum; çünkü burada benimle aynı değerlere sahip üreticiler var:
Organik, yerel ve sürdürülebilir üretim.
İsrafsız üretim yapmak ve bu değerleri müşterilerime de aktarmak istiyorum.
6 – Genç bir şef olarak çalıştığın çikolatadan beklentilerin neler?
Çikolatamdaki kakaonun nereden geldiğini, nasıl yetiştirildiğini bilmek isterim.
İnsanlara ve doğaya saygı duyuluyor mu? Bu, benim için çok önemli bir soru.
Ayrıca, üreticilerimle kurduğum bağ da kararlarımda etkili olur.
Benim için en değerli şey, ürünlerinin hikâyesini tabağa taşıyabilmek.
7 – Girişimci bir şef olarak, iş ortaklarından ne tür bir destek bekliyorsun?
Şeffaflık ve benzer değerlere sahip olmak benim için çok önemli.
Ben üretim odaklı değilim, mevsimselliğe ve doğallığa inanıyorum.
Örneğin, bu yaz hava koşulları nedeniyle kiraz sezonu kısa sürdü.
Bu durum, başka bir ülkeden kiraz getirip tatlıyı sürdürmem gerektiği anlamına gelmez.
Ben doğaya ve üreticilerime sadık kalmayı tercih ederim.
8 – Yeni başlayan bir pastacılık öğrencisine ne tavsiye edersin?
Kendine inan!
Pastacılığı gerçekten seviyorsan, önce kendine güvenmelisin.
Evet, bu meslek kolay değil ama herkesin kendi bakış açısı, tekniği ve tarzı vardır.
Ben otel mutfağında başladığımda tecrübem azdı ve genellikle BTM (Pastacılık Diploması) isteniyordu.
Ama Şef Bartocetti’yle tanışmam her şeyi değiştirdi.
O, gerçekten tutkulu olduğunuzu ve çalışmaya istekli olduğunuzu gördüğünde size fırsat tanıyor.
Böylece öğrenme ve gelişme şansım oldu — hem de özgür ruhumu koruyarak.
O yüzden en büyük tavsiyem:
İçinizdeki tutkuyu, o kıvılcımı kaybetmeyin.
Zaman zaman zor olsa da, değerleriniz için mücadele edin.
Gerçekten işe yarıyor.